Bir insan ve sanatçı olarak Marwan Kassab Bachi
Kelimat Sanat Galeri – Kağıt sergisi
Ressam ve heykeltıraş Marwan Kassab-Bachi anısına düzenlenen “Kağıt” isimli sergi sanatseverlerle buluştu!
20 ülkeden 82 sanatçının yaklaşık 200 eseri ile yer aldığı sergide; kağıt temasının kutsallığını her yönüyle işleyen sanatçılara yer verilen bir çalışma gerçekleştirildi.
Eserleri dünyanın önde gelen birçok müzesinde yerini alan sanatçı, 1977’den vefatının öncesine dek, Berlin Güzel Sanatlar Yüksek Enstitüsü’nde öğretim üyesi olarak akademik yaşamına devam etti.
Sosyal mesafe kurallarına uygun, hijyen tedbirleri dikkate alınarak, düzenlenen sergi Kelimat Sanat Galerisi’nde 12.oo – 18.oo saatleri arasında ziyaretçilerini bekliyor.
Marwan, yüzlerin değil özlerin ressamı
Talal Moualla
Marwanyarım asırdan fazla bir süre boyunca kendi yaratıcı denemeleriyle uğraş içindeyken düşündüğü derinliklerden bir an olsun çıkmayan Şam, doğaüstü ve tinsel anlamların en kapsamlı simgesidir. Bu anlamlar sanatçının çizimlerinde, yüzlerinde, kâğıtlarında, büstlerinde, kabartmalarında ve suluboya eserlerinde hayat bulur. Aynı zamanda, hafızasının gizlendiği bir sırdır o şehir. Hep belleğindedir çocukluğu, ailesi, eğlendiği ilk yerler ve sanatçı Naseer Shoura’nın tablolarını gözetleyerek kaydığı eski Şam’ın o daracık sokakları ve artık aralıksız birbirine bitişen mahalleler ve mekânlar. Parıldayan düşlere dalarak her an bu yerler üzerinde uçan bir kuş gibi süzülür adeta.
Marwan’la Şarika (Sharjah) Bienali’nde buluşmamızdan uzun bir süre sonra Berlin’deki son atölyesinde kendisini ziyaret ettiğimde de tüm bunlar aklımdaydı. Çok içten bir görüşme yapmıştık. ‘Bahçem‘ dediği atölyesindeki çalışmalarını görme fırsatı olmuştu. Tablolarındaki yüzleri, başları ve maskeleri izlerken yığınca soru kafamı kurcalıyordu. Sanatın anlamıyla bağlarını pekiştiren ve deneyimlerine zenginlik katan kor ateşli zihnindeki Suriye ve Almanya olarak her iki ülkedeki gerçeği, hayali, görsel arzuyu ve doğayı nasıl gördüğünü merak ediyordum. O, sanata hiçbir zaman teknik gözüyle bakmamıştır. Derin sevinci ve kendine özgü mesajı olan tamamıyla kültürel ve düşünsel bir dava olarak görmüştür sanatı. Sanatçıyı, elinde bir fırça olan kimse değil de bir düşüncesi, bir rüyası ve gerçekleştirmek istediği bir hayali olan kimse olarak görür.
Üzerinde renkleri karıştırdığı masanın önünde uzun bir süre durup onu izlemiştim. Bir köşesinde, resmini çizmekle uğraştığı oyuncağı ayaklarını uzatıp yaslanarak oturuyordu. Amacı, şeklini bazılarına gözüktüğü gibi çizmek değildi. Tam tersine, kendi elleriyle bir teselliveumut meyvesine dönüştürdüğü yaratıcı özünü yansıtmaya çalışmaktaydı. Yan yanaydık ve Marwan bana Şam’dan söz ediyordu, renkten, kuşlardan, Guta Bahçeleri’ne giden patikadan, ceviz ağacından ve eşyaların ötesine; doğaüstücülüğe yönelişinin ilk çabalarından bahsediyordu. Pencereler büyüktü ve doyasıya ışık alıyordu, mekânsa düzenli ve temizlik anlamında bakımlıydı. Hiçbir şey onu, o harika eserlerini ortaya koymak için başvurduğu çılgınlıktan alıkoyamazdı. En iyi görseli elde edebilmek için çoğunlukla bir yerinde onu bozup yeniden yapardı Maddenin içinde gizlenen gerçeğin ortaya çıkması için ve de hayalin görsele uyması için bozup yeniden yapmanın iyi bir yol olduğuna inanıyordu.
Elimi uzatım masa üzerindeki kaygan renk kalıntılarına dokundum… Gri, sarı, kahverengi, kırmızı, boya almak için fırçaya sert dokunuşun izi de oradaydı. Marwan renk ile maddeyi birbirinden ayırırdı. Onun için renk; efsanelere, dişiliğe ve verime dek uzanan erotik bir pınardır. Masanın diğer ucunda ise yoğrulmayı bekleyen sıkılmış renk çeşitleri ile cennet renkleriyle bezenmiş malzemeler… Reyhan yeşili, Nil mavisi, mor ve pembe ve elmas tonları… Marwan’ın, var ile yok, yakın ile uzak arasındaki çakışan duyguları ile fırça üzerinde dolaşan o hamurumsu şeyler aracılığı ile kavramları görsel simgelere dönüştürmekte.
İşte bu nedenle yapıtlarını bozup yeniden yapma yolunu seçmiştir. Her seferinde, şiddetten insafa giden renk katmanlarının görsel yolculuğunda gerçeğe ulaşmaya çalışmıştır. Sessizliğe bürünen Suriye’nin ‘Badiye‘ denen çöllerinde alabildiğine uzanan geniş ve saydam ovalarında gezintiye çıkmış renkler kendini sunuyor Tablonun tüm öğeleri birbiriyle ilintilidir. Her tablonun, kendine özgü duyusal, bilişsel ve ruhsal birer ağı ve bir sistematiği vardır.
Çayımızı içtik, iyi de oldu. Daldığım o görsel şölenden sıyrılıp bazı çalışmalarından birkaç fotoğraf çekmek istedim. Böylece bazı kâğıt ve suluboya çalışmalarına tanıklık edebilme fırsatı doğmuştu. Fotoğraf ve yayınlarda oldukça dengeli gözüküyorlardı. Sanırım tüm dikkatlerini odaklayarak çalışıyordu. Özetlemelerinde, kısaltmalarında ve boyanın ağır yükünü hafifleterek yarattığı boşluklarda apaçık görünüyordu. Kimileyin bir hüznü, kimileyin de umut tınılarıyla dolu bir müziği anımsatıyordu. Marwan çalışmalarında kendi gerçeğini görsel detaylarıyla yansıtır. Çalışmalarındaki yüzlerde beliren hasret diline rağmen o yüzleri birleştiren organik bir bağın varlığını hissedersiniz. O da galiba, doğruluğun ve yüz ile maskeyi ayırt etme yeteneğinin ve cüretinin ta kendisi olsa gerek ki o yüz, maskeden ayrıldığında bir başa ya da bir büste dönüşüverir.
Yaptığınız çalışmaya imzanızı attığınızda o çalışma sonlanmış mı oluyor? Diye sorduğumda,
Gülümseyerek şöyle dedi: “Çalışmalarımın hiçbirinde son diye bir şey yoktur. Bugün beni hoşnut kılan tüm çalışmalar önümüzdeki günlerde değişime uğramaları için bir amaca dönüşecektir. Burada üzerinde durduğum şey istediğim yere varmaktır. Çoğu zamanda da tablo inatlaşarak benim maksadımın dışına çıkar. Kimi durumlarda bazı çalışmalarıma yeniden dönmek için aylarca bekleyebiliyorum Yani başlangıç ile bitiş arasında herhangi bir bağlantı yoktur. Önemli olan çalışmanın istediğim meyveyi vermesidir. Görselde aradığım şey ise, izleyen kimsede birçok şeyin çağrıştırmasıdır.”
Bunları söylerken aynı zamanda yüzleri duvara dönük tabloları çeviriyordu. Dışarıdaki ışık sönmeye yüz tutmuş, akşam yaklaşıyordu. Çalışmalarındaki görsellerin ve hakkında yayınlanan kitapların bende yaratmış olduğu önyargılara dayalı izlenimlerden kurtularak beni çeken o tablolara onları kucaklarcasına yaklaştım. Renk katmanlarındaki dokunuş insanın içini ısıtırcasına değim yerindeyse ruhtaki ayazı yok ediverir ve insanı, varlığın merkezine yerleştirir. Hayallerle dolu bir sanat için ve zamanın yıpratmalarından kurtulmak için gösterilen çabaları yansıtan çalışmalardır. Bunlar, yaratıcı ustaların gönlünde yer tutan esrarengiz örgülerle bezenmiş görsellere olan özlemle dolu yansımalardır.
Marwan’ın tabloları içimi kıpırdattı. Bu çalışmaları günlerce izleyebilirim hissine kapıldım. Özellikle de belgelemek umuduyla özel olarak tuttuğu tablosu ile güç ve sabır gerektirmesine rağmen yeniden basımı için uğraşacağını söylediği arşivi. Daha sonra bana, ara sıra zaman ayırdığı ve yoğun anlatım yansımaları olan bazı suluboya çalışmalarını gösterdi… Renkler, kurşun kalem çizimleri, benekler, kendine özgü keşifleri olan apayrı bir dünyadır bu.
Bahçesinden ayrılırken, bana Şam’daki bazı arkadaşları sordu, özellikle de oturdukları evin bitişiğindeki damda buluştuğu bazen de orada çalıştıkları Nazir Nabaa’nın durumunu. Marwan genellikle dünyanın kurduğu hayallerini ve gizlediklerini kucaklayan kafalar çizmektedir… Ağaçlı bir alana bakan ve her evde olduğu gibi yoğun bitki örtüsü ve çiçeklerle kuşatılan o dam üzerinde yaratıcılığın ve insanların dertleri üzerine sohbete dalarlarmış… Anılık yaşanan sanrıdır ve o anın yankıları içindeki motiflerin doğurduğu özlemdir, ayrılığa yeniden duyulan ve çocukluğundan beri peşini bırakmayan hüznün dışavurumunu yansıtan bir özlemdir Öyle bir hüzündür ki bu, yaratıcı sanatsal çalışmalarla meyve verip dünyanın en önemli müzelerinin ilgisini kendi ülkesinden yola çıkarak gururla çekmeyi başarmıştır. Çünkü tablo insanın kendisidir ve sanatçının da öfkesidir.

Bir insan ve sanatçı olarak Marwan Kassab Bachi
Ve sonunda… Ona borçlu olduğum itirafımdır
Başlangıçlar genellikle her anlamda zor olur. Ancak onları kolay kılan şey ise ürettiğin şeylere inanan kişi ve kişileri bulabilmendir. Bunlar düşündüklerini ve yeteneklerini ortaya koymak için adeta sıcacık bir kucaktır. Yürüyeceğin önceden çizilmemiş o yoldaki ilk adımına verilecek destek, kendilerine borçlu olduğumuz babacan, usta ve dost Marwan Kassab Bachi gibi kimseler sayesinde verilebilir.
Sanatın beni kendisiyle tanıştırması ise, 1999 yılında Ürdün’ün başkenti Amman’da bulunan Khaled Shuman’ın kurumu olan Sanat Evi’ndeki buluşmayla olmuştu. Suriye, Lübnan, Filistin, Ürdün, Irak ve Mısır’dan birtakım genç sanatçının katılımıyla Arap dünyasında bir ilk olan akademik bir proje çerçevesinde bir araya geldiği bir buluşmaydı. Amacı ise, genç Arap sanatçıların deneyim alışverişine dayalı bir ilişkiler ağı kurabilecekleri bir çatı oluşturmaktı.
Ciddi anlamda sanatsal iletişim fırsatı bulabilecekleri bir yaz akademisi projesiydi. Benim ve benim gibi kuşatma altındaki Gazze’den gelen sanatçı arkadaşlarım için de buluşma fırsatı olmuştu. Sanatçı Marwan, vefatına kadar düşüncesini ve vicdanını meşgul eden Filistin davasının adaletine olan inancı ve bağlı olduğu Arap milliyetçiliğinden hareketle bize özel sevgi ve ilgi göstermişti.
Buradan hareketle sanatın içinde yer almak daha da önem kazanmış ve dikkate alınması gereken kavramlara yönelik de bilinç artmıştır. Dolayısıyla, Marwan’ın çabaları, sanatsal çalışma oluşumunda keşifler yapmamız için bizi hep yeni yerlere götürmüştür. O her zaman sanatta kupürcülükten, beraberimizde getirdiğimiz tablolarda da kullanılan simge ve sloganlardan uzak durulması gerektiğini vurgulardı Başta ne kastettiğini, anlamakta zorlanmıştık, daha doğrusu çoğu zaman anlayabilmemiz için yeterli bilince sahip değildik. Ancak zamanın akmasıyla konular değişince Marwan doğadan ve diyalektikten, sanatçıyı çevreleyen öykü ve masallardan epeyce bahsetmeye başladı.
Dev okaliptüs ağcının altında grafik çalıştayı olarak onun da katılımıyla yaptığımız oturumları tarihten bir sanı sahnesi gibi hiç unutmuyorum. Beyaz saçlı o güzel adam, kendini kuşatan evlatlarına öğütler veren gelecekleriyle ilgili yararlı olabilecek şeylerden söz ederken Marwan usta kendi yaşadığı ve dostu olan bazı sanatçı ve edebiyatçıların deneyimlerinden, öykülerinden bahsetmişti. Ertesi günkü buluşmamıza sanat yönünden daha etkin katılım sağlanmasına yol açmıştı. Buluşma çok renkli ve dopdoluydu. Her gün bize, bulunduğumuz mekânı sevgiyle dolduran pozitif enerji yüklerdi.
Marwan, sanatın derdini ve yükünü taşıyabilecek gençtir kuşak oluşturabilmiştir. Abdurrahman Munif, yazmış olduğu Dostluğun Edebiyatı adlı kitabında Marwan Kassab Bachi için şöyle der “Sanat sürekli bir diyalogdur, bir endişe diyalogudur, aynı zamanda kalıcı bir derttir. Dolayısıyla endişenin ve derdin olmadığı bir yerde, işler yerinde sayarak bir yankı ekseninin etrafında dönüp durur.”
Gerçekten de bu, Marwan’ın benimsediği ilkesiydi. Benim de benimsediğim bu ilke sanat yaşamımın bir parçası haline geldi. Sanatsal çalışmalarıma egemen olan birçok şeyden vazgeçerek bir tür değişim yaşamaya başladım Burada şunu söylemek isterim ki; bendeki bu güzel değişimin meydana gelmesinde büyük rolü ve katkısı vardır. Yani ürettiğim veya planladığım her sanatsal projede onun sayesinde ve ona borçlu olduğum gelişmeler kendini göstermeye başladı. Düşüncelerimi de artık daha özgürce ifade edebilir hale geldim. Dahası, çalışmalarıma daha büyük bir inançla sarılmaya, izleyiciye yönelik de daha ikna edici olmaya başladım Sanat yolculuklarının henüz başında olan ve öğütlere ihtiyacı olan gençlere daha yakın olmaya başladım.
Bu nedenle diyorum ki; Marwan’ın Arap dünyasından birtakım genç sanatçıyı sahiplenerek kanatları altına alması, deneyimlerini kuşaklara aktarmayı görev bilen erdemli sanatçı olduğunu gösterir. Arap sanat dünyasının ayrılmaz parçası olan bugünün kuşağının yaratılmasında büyük katkısı olmuştur ki bu kuşak içinden sanat öncüleri de çıkmıştır. Dolayısıyla diyoruz ki düşünce asla ölmez. Biz de 2000 yılından beri Gazze’deki sanatçı arkadaşlarımla Marwan ustanın izinden gitmeye çalışıyoruz. Siyasi ve toplumsal olarak yaşadığımız zor koşullarda her zaman desteğe ihtiyaç duyan Gazze’deki genç sanatçılara ev olacak nitelikte (Çağdaş Sanat Buluşması) adı altında bir mekân kurduk.Birçok genç sanatçıyla bir tür diyalog kurmaktan mutluluk duymaktayız. Kendimizle sanattaki değişik kuşaklar arasında karşılıklı saygı ve güvene dayalı ilişkileri koruyarak destek olmayı öğrendik, öğüt vermeyi ve hiç kimseyi küçük düşürmeden eleştirmeyi öğrendik.
Sanat türlerine açılarak yeteneklerimizin gelişmesi için elinden gelen tüm çabayı gösteren Marwan resim, boyama ve oyma işlerine büyük ilgi gösterirdi. Bizimle zaman geçirirken bir hoca gibi değil de bir babanın evlatlarıyla iletişimi gibi davranırdı Bizleri de keşfetmesinde payı olan toplu buluşmalarda herkesle ayrı ayrı ilgilenirdi.
Sanat çalışmalarında kendisinin birer kopyası olmaya çalışmamamızı vurgulardı. Herkesin kendi kişiliğini ve kendine özgü yöntemini yansıtmaya özen göstermesini isterdi Kendi yönteminden etkilenen bir çalışma gördüğünde kızar ve taklit tuzağına düşmememiz için yeni bir yol arayışına girerdi.
Bir insan ve sanatçı olarak Marwan Kassab Bachi
Hiç unutmuyorum, Gazze’ye yönelik savaşların yapıldığı sıralarda bizi telefonla arayarak hem Filistin davasının her anlamda sahipsiz kalmasından, Arapların da onu yalnız bırakmasından duyduğu üzüntüden hem de ailemize bir şey olmasın diye çocuklar gibi ağlardı. Alman vatandaşlığı olmasına rağmen neden hiç Filistin’i ziyaret etmediği sorulduğunda verdiği yanıtı anlattığını hatırlıyorum, şöyle demişti: “İşgal altındaki Filistin’i değil, özgür Filistin’i ziyaret etmeyi diliyorum. Amman’dan ayrılıp Berlin’e doğru yola çıktığımda uçak Kudüs’ün üzerinden geçerken yüreğim acıdı, ağladım.” Marwan gözündeki tablo, tüm detaylarıyla sırtlayıp Berlin’e götürdüğü vatanının ta kendisidir. Marwan Berlin’de Şam’da yaşar gibi yaşadı. Seçkin biriydi ve yurdunun yasemin kokusunu da götürmüştü oraya Sözcükleri yasemin kokan, gurur duyduğu ve ilgileri arasında da bulunan öz Arapça konuşurdu. Marwan kendine özgü bir yurt ve bir dünya kurmuştu. Arap dünyasında çok sayıda seveni oldu, sanatından ilham alan kimseler oldu Güzel ahlakı, ince ve mütevazı kişiliğiyle iletişimde olduğu herkesin sevgisini kazanmıştı. Dünyanı çok sayıda önemli müzelerince sahiplenen çalışmalarının varlığı bilinmektedir.
Marwan üzerine konuşmanın sonu gelmez çünkü onun gibilerinin yokluğu sanat sahnesinde büyük boşluk bırakmaktadır. Biz, ölümlerinden sonra dahi inşa etme etkileri devam eden bu gibi şahsiyetlere her zaman ihtiyaç duymaktayız.
Marwan Kassab Bachi, Arap ve dünya sanat dünyasında büyük bir İsim.
Muhammed Al-Hawajri
Gazze – Filistin
08.01.2021
Son Yazıları Tülay Çağlar Kadı (tüm yazıları)
- Lidya Krallığı’nın Gizemli Tarihi İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde - Mart 28, 2026
- Troya Müzesi Denizcilik Sergisi - Aralık 30, 2025
- Baksı Kültür Sanat Vakfı 6. Anadolu Ödülleri - Aralık 19, 2025