SÜKÛT: Sessizliği Bir Anlatı Biçimine Dönüştüren Sergi

SÜKÛT: Sessizliği Bir Anlatı Biçimine Dönüştüren Sergi

Bazı sergiler izleyicisine eserlerini gösterir; bazıları ise onu kendi sessizliğiyle baş başa bırakır. “SÜKÛT”, benim için tam da böyle bir karşılaşma alanı.

Uzun yıllardır üzerinde çalıştığım sürreal biyografi anlayışı, bireysel yaşam öykülerini yalnızca tarihsel bir anlatı olarak değil; hafızanın, sembollerin ve insanlığın ortak deneyiminin bir parçası olarak ele alıyor. Benim için biyografi, bir insanın yaşamını anlatmaktan çok, o yaşamın ardında bıraktığı düşünceyi, kırılmayı ve hafızayı görünür kılma biçimi. Bu nedenle eserlerimde gerçek ile metafor, tarih ile bugün, bireysel olan ile kolektif hafıza aynı anlatının içinde buluşuyor.

“SÜKÛT”te savaşın, göçün, adalet arayışının ve özgürlüğün özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde bıraktığı izlere odaklandım. Yaşanan olayları yeniden anlatmaktan çok, o olayların ardından oluşan sessizliği görünür kılmaya çalıştım. Çünkü bazen asıl hikâye söylenenlerde değil, söylenemeyenlerde saklıdır.

Göbeklitepe’den bugüne uzanan zaman fikriyle, 20 farklı coğrafyadan seçilen 20 kadın biyografisini ortak bir hafızada bir araya getirdim. Sergide karşılaşılan koç başları ise yalnızca arkeolojik bir gönderme değil. İnsanlık tarihi boyunca güç, iktidar, koruma ve direnci simgeleyen bu figürleri, kadınların taşıdığı görünmeyen dayanıklılıkla aynı anlatı içinde yeniden yorumladım. Böylece güç kavramını egemenlik üzerinden değil; yaşamı taşıyabilme, direnebilme ve hafızayı koruyabilme üzerinden okumayı öneriyorum.

Sergide yer alan aynalar, kişisel eşyalar ve video art çalışmaları yalnızca mekânın bir parçası değil; izleyiciyi anlatının içine davet eden unsurlar. İstedim ki bu sergiyi gezen herkes yalnızca eserlere bakmasın; kendi bakışını, kendi tanıklığını da sorgulasın.

Benim için “SÜKÛT”, sessizliği anlatan bir sergi değil; görmezden gelineni görünür kılmaya çalışan bir hafıza alanı. Eğer ziyaretçi sergiden ayrılırken yalnızca eserleri değil, kendine dair yeni bir soruyu da yanında götürüyorsa, “SÜKÛT” amacına ulaşmış demektir

 

 

 

Screenshot

The following two tabs change content below.
Vahap AYDOĞAN İlk ve orta öğrenimi Mardin yaptım. Diyarbakır Fatih Lisesinden mezun oldum. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olduktan sonra profesyonel olarak , Avrupa Avusturalya ve Amerika’ da sürreal biyografileri tuvale aktararak hem görsel hem de plastik sanatlar alanında eserler verdim. Türkiye’nin bir çok yerinde Karma ve kişisel sergiler açtım. Kültür sanat alanı ve birçok platformda farklı alanlarda yayınlar yapmaktayım. Son beş yıldır sadece kişiye özel tasarımlar yaparak eserelerimi dijital platformlarda @san_artt ismiyle yayınlıyorum… Özgün ve kendi ürettiğim biyografi temelli eserlerde insanın duygu dünyasını odak alan çalışmalar yaparak kişi ile tablo arasında bir köprü görevi görüyor, doğumun var olduğu her süreçte, ölümün de bir hakikat olduğu ve bu yolculukta insanların yaşamlarında topladığı anılarını, aşklarını, nefretlerini, acı hatıralarını ve aynı zamanda sevgiyi ve umudu da bir karede inşa etmeye devam ediyorum.
BU SAYFAYI PAYLAŞ

.