Tarih ilerlemez; biçim değiştirir: SÜKÛT

Tarih ilerlemez; biçim değiştirir: SÜKÛT

Tarih ilerlemez; biçim değiştirir. Şiddet de öyle. Bir çağda açık bir yara olarak görünür, başka bir çağda istatistiğe dönüşür. Bir zamanlar meydanlarda işlenen suçlar, bugün gündelik akışın içinde erir. Kadınların hayatı kesintiye uğradığında takvim değişir; düzen değişmez. Çocuklar yerinden edildiğinde sınırlar kayar; adalet yerinden kıpırdamaz. Bu süreklilik, en büyük felakettir. Çünkü tekrar eden yalnızca acı değildir; ona gösterilen tahammüldür.

Bu sergi, tahammülün görünmezliğini kırmak için kurgulandı.

Savaşın, göçün ve adalet boşluğunun özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde bıraktığı kalıcı izleri ele alıyorum. Güvende olma hakkının kimler için tartışmasız, kimler için sürekli askıda olduğunu sorguluyorum. Göbeklitepe’den bugüne uzanan tarihsel bir çizgide, 20 farklı coğrafyadan seçtiğim 20 kadın biyografisi üzerinden yapısal bir devamlılığı görünür kılıyorum. Kadın cinayetleri, zorla evlilikler, yerinden edilme, kimlik silinmesi ve görünmeyen emek; burada tekil trajediler değil, birbirini besleyen bir düzenin parçaları olarak ele alınıyor.

Sergi, Mayıs ayı içinde Şanlıurfa’daki Germüş Kilisesi yerleşkesinde izleyiciyle buluşması planlanan bir yerleştirme olarak tasarlandı. Metruk kilise yapısının çevresinde çember formunda kurulan alan, izleyiciyi edilgen bir konumdan çıkararak anlatının dolaşımına dahil ediyor.

Çember boyunca yer alan yağlı boya biyografi portreleri, her bir yaşamı tekil bir yüz üzerinden taşıyor. Belirli noktalarda konumlandırılan video art çalışmaları, sözlü anlatılar ve görsel katmanlarla hikâyeleri mekâna yayıyor. Enstalasyon bölümlerinde kadınlara ait kişisel eşyalar ve yaşam envanterleri bulunuyor; bu nesneler estetik bir tercih değil, kaybolmuş ya da bastırılmış hayatların maddi izleri.

Standlar arasına yerleştirilen aynalar, izleyiciyi yalnızca eserle değil, kendi bakışıyla da karşı karşıya bırakıyor. Tanıklık ile sorumluluk arasındaki sınır inceliyor. Sergi ilerledikçe görülen yalnızca hikâyeler değil; bakışın kendisi oluyor.

Bu sergi bir anlatı değil.

Bir eşik.

The following two tabs change content below.
Vahap AYDOĞAN İlk ve orta öğrenimi Mardin yaptım. Diyarbakır Fatih Lisesinden mezun oldum. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olduktan sonra profesyonel olarak , Avrupa Avusturalya ve Amerika’ da sürreal biyografileri tuvale aktararak hem görsel hem de plastik sanatlar alanında eserler verdim. Türkiye’nin bir çok yerinde Karma ve kişisel sergiler açtım. Kültür sanat alanı ve birçok platformda farklı alanlarda yayınlar yapmaktayım. Son beş yıldır sadece kişiye özel tasarımlar yaparak eserelerimi dijital platformlarda @san_artt ismiyle yayınlıyorum… Özgün ve kendi ürettiğim biyografi temelli eserlerde insanın duygu dünyasını odak alan çalışmalar yaparak kişi ile tablo arasında bir köprü görevi görüyor, doğumun var olduğu her süreçte, ölümün de bir hakikat olduğu ve bu yolculukta insanların yaşamlarında topladığı anılarını, aşklarını, nefretlerini, acı hatıralarını ve aynı zamanda sevgiyi ve umudu da bir karede inşa etmeye devam ediyorum.
BU SAYFAYI PAYLAŞ

.