Gaziantep Genç Sanat Günleri ve Sempozyumu

Gaziantep Genç Sanat Günleri ve Sempozyumu

Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, 14-19 Mayıs tarihleri arasında “Gaziantep Genç Sanat Günleri ve Sempozyumu”na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik kapsamında düzenlenen söyleşi, Nurdan Unus ile Gaziantep Genç Sanat Günleri ve Sempozyumu öğrenci sekreteryası Orhan Gençtanır tarafından gerçekleştirildi.

Sanatın genç kuşaklar üzerindeki etkisi, üretim süreçleri ve akademik katkılar üzerine yoğunlaşan söyleşi, katılımcılara hem teorik hem de pratik açıdan zengin bir içerik sundu. Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik, genç sanatçıların üretimlerini sergileme ve akademik çevrelerle buluşma fırsatı yaratıyor.

Etkinlik Detayları

  • Tarih: 14-19 Mayıs 2026
  • Yer: Gaziantep Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
  • İçerik: Sergiler, söyleşiler, sempozyum oturumları ve öğrenci etkinlikleri

Bu kapsamlı sanat buluşması, Gaziantep’in kültürel ve sanatsal yaşamına önemli bir katkı sunmayı hedefliyor.

 

 

Başlangıç Hikâyesi ve Katılım Niyeti
 Bu etkinliğin yapılmasına nasıl karar verildi, ilk kıvılcımı hatırlıyor musun?
Hatırlıyorum. Aslında oldukça sade ama güçlü bir an vardı. Ayhan hocanın “öğrencilerim için daha fazlası olmalı” dediği bir noktadan çıktı her şey. Yani sadece ders, sadece ödev, sadece sınıf içi üretimle sınırlı kalmayan; öğrencinin gerçekten nefes alabileceği, kendini içten bir şekilde ortaya koyabileceği bir alan ihtiyacından doğdu. Sonradan büyüdü, genişledi ama çıkış noktası çok insani bir ihtiyaçtı.
Sence bu etkinlik kimler için? “Ben katılabilir miyim?” diye düşünen biri neye bakmalı?
Bence çok temel bir yerden bakmalı: “Ben üretmek istiyor muyum?” Eğer cevabı evetse,
zaten bu etkinlik onun için. Lisans ya da yüksek lisans olması çok belirleyici değil. Burada asıl mesele niyet. Kendini geliştirmek isteyen, bir derdi olan, sürece dahil olmak isteyen herkes için bir yer var.
Özgüven, Kaygılar ve Başvuru Süreci
– Açık konuşalım… Başvurmak göz korkutuyor mu, yoksa biz mi abartıyoruz?
Biraz abartıyoruz gibi geliyor bana. “Açık çağrı” ifadesi bazen ulaşılmaz bir şeymiş gibi
algılanıyor. Oysa öyle değil. Evet bir jüri var, bir seçim süreci var ama bu bir eleme
psikolojisinden çok doğru insanları bir araya getirme meselesi. Dışarıdan göründüğü kadar sert bir süreç değil
 “Benim işim yeterince iyi değil” diyen biri için ne söylersin?
Şunu söylerim: Zaten kim kendini tam anlamıyla yeterli hissediyor? Bu duygu neredeyse herkesin içinde var. Ama burada aranan şey kusursuzluk değil.
Anlatmak istediğin bir şey varsa, zaten o sürecin içindesin. Çoğu insan tam da bu noktada erken vazgeçiyor.
Burada önemli olan iyi iş mi, yoksa sürece dahil olmak mı?
Hiç düşünmeden süreç derim. Portfolyo sadece bir giriş kapısı. İçeride olan şey çok daha
canlı. Farklı yerlerden gelen insanlar birbirini etkiliyor, birlikte düşünüyor, üretiyor, bazen
bozuyor, yeniden kuruyor. O dönüşüm hali sonuçtan daha değerli.
İnsanlar neden başvurmaktan çekiniyor sence?
En büyük sebep yetersizlik hissi. Bir de aidiyet meselesi… “Oraya ait miyim?” sorusu. Ama
ilginç olan şu: Başvurmayanların çoğu aynı şeyi düşünüyor. Yani o yalnızlık hissi aslında çok ortak.

 

 

 

 

Bu etkinliğin diğerlerinden farkı ne?
Katılımcıyı gerçekten merkeze alması. Bazı etkinliklerde her şey sana bırakılır; burada öyle
bir durum yok. Masrafların karşılanması gibi detaylar küçük görünse de katılımcıyı ciddi
anlamda rahatlatıyor. Böylece insan sadece üretime odaklanabiliyor. Bu hem psikolojik hem
de pratik olarak büyük bir fark.

 “Sempozyum” kısmı biraz resmi duruyor… içeride nasıl bir ortam var?
Kelime biraz mesafeli duruyor, doğru. Ama içerideki atmosfer daha açık ve iletişime dayalı.
İnsanlar birbirine gerçekten temas edebiliyor. Daha çok birlikte düşünme ve paylaşma
üzerine kurulu bir ortam var.

Üretim süreci dediğimiz şey tam olarak neyi kapsıyor?
Aslında en güçlü tarafı orası. Sadece dinleyip çıkmıyorsun. Bir şey üretiyorsun, biri bakıyor,
yorum yapıyor, sen yeniden düşünüyorsun. Sürekli hareket hâlinde olan bir süreç bu. O
yüzden daha kalıcı bir etki bırakıyor.
Katılan biri buradan ne alarak dönsün istersin?
“İyi ki gelmişim” demesi yeterli. Ama onun yanında bir şey daha var: “Devam etmeliyim”
duygusu. O motivasyon çok kıymetli.
Dışarıdan bakınca büyük bir organizasyon gibi… içeride samimiyet var mı gerçekten?
Var. Çünkü bu iş bir vitrin oluşturmak için yapılmadı. Gerçekten alan açmak için ortaya çıktı.
O yüzden içerideki atmosfer de doğal olarak samimi oluyor.
Dış paydaşlar etkinliğe nasıl yaklaşıyor?
Başta biraz mesafeli oluyorlar. Ama süreci gördükçe bu değişiyor. “Beklediğimden daha
sıcakmış” diyen çok kişi var.
Sosyal Bağlar, Gelişim ve Son Söz
Katılımcı öğrenciler yabancı hisseder mi?
İlk anda olabilir. Ama herkes aynı amaçla bir araya geldiği için bu duygu çok hızlı çözülüyor.
Ortak dil sanat olunca mesafe kısa sürede kapanıyor.
“Kimseyi tanımıyorum” diyen biri için nasıl bir yer burası?
Aslında tam da gelmesi gereken yer. Çünkü çoğu insan başta kimseyi tanımıyor. Ama ortak
üretim süreci insanları hızla yakınlaştırıyor.
Hata yapmaya yer var mı burada?
Olmazsa zaten anlamı kalmaz. Burası aynı zamanda deneme alanı. Hata yapabilmek üretimi
özgürleştiriyor.
Katılan biri için en büyük kazanım ne olur?
Kendine bakışının değişmesi. Teknik olarak da gelişir ama asıl dönüşüm orada olur. Kendini
başka bir yerden görmeye başlarsın.
Başvuru süreci gerçekten zor mu?
Bence büyütülüyor. Evet, emek istiyor ama ulaşılmaz bir süreç değil. Biraz zaman ayırınca
rahatlıkla hazırlanabilir.

Süreçleri takip etmek zor mu?
Hayır. Afişlerde ve duyurularda her şey açıkça belirtiliyor. Biraz dikkat yeterli.
Hâlâ kararsız olan birine tek bir şey söyleme hakkın olsa?
“Hazır hissetmeyi bekleme” derim. O his hiçbir zaman tam gelmiyor. Ama sürece girince
kendiliğinden oluşuyor.

Son olarak, bu etkinliği neden yapıyoruz?
İnsanlar yalnız üretmesin diye. Bir araya gelebilsinler, birbirlerini görebilsinler,
gelişebilecekleri bir alan bulabilsinler diye. Aslında en temel mesele o yalnızlığı kırmak.

 

The following two tabs change content below.

Mecmua İstanbul

Mecmua İstanbul yayın ekibi olarak az zamanda çok şey yapabilmenin günümüzde kayıp bir hazine haline geldiğini farkettik.  Zengin ve günceli yakından izleyen içeriklerimiz ile okuyucularımıza “kültür-sanat ile yaşamı” teşvik ediyoruz.
BU SAYFAYI PAYLAŞ

.