Nar Kitabıyla Yunus Çağlar Söyleşi Haberi
Yazarlarla söyleşilerimizin bu haftaki konuğu “Nar” isimli kitabıyla Yunus Çağlar
Sizi henüz hiç tanımayan okurlarımız için kendinizden bahseder misiniz?
Merhabalar, ben Yunus Çağlar, 1990 yılında dünyaya geldim. Hayatımın ilk 18 yılını İstanbul’da sonraki 10 yıllık dönemini New York’ta geçirdim. Eğitim hayatım boyunca işletme ve hukuk eğitimi aldım, bununla paralel bir şekilde kariyerimde de işletme ve hukuk alanında çalışma fırsatı buldum.
Aslında bu soruya cevap verirken, yaşadığımız zamanın bize biz farkında olmadan öğrettiği şekilde bir özgeçmiş sunarak veya bugüne kadar aldığım belge, sertifika veya diplomalardan bahsetmek yerine soruda sorulduğu üzere ‘kendimden’ bahsederek cevap vermek isterim.
Ben genel olarak hayatta başarılı olmaya çalışan bir insanım. Tabi başarının tanımı burada önemli bence, ilk aklımıza gelen şekliyle sadece maddi kazanç veya unvan elde edebilmek olarak değil de kendi iç dünyasında, aile hayatında, sosyal hayatında mutlu, huzurlu, dengeli ve her şeyden önce tatmin olmuş bir insan için başarılı diyebileceğimiz kabulüyle başarılı olmaya çalışan bir insanım. Çünkü hayatın bir dengede kalabilme mücadelesi olduğuna inanıyorum ve insanın bu dengeyi kendi rahatı, maddi kazanç veya ailesi için bozduğu zaman başarılı bir hayat sahibi olmaktan uzaklaştığını düşünüyorum.
Bu söyleşinin sebebi olan şiir kitabım Nar’da aslında benzer bir denge kaygısıyla yazıldı. Şiir kitabının içinde de zaten kendi iç dünyam, ailem, sosyal hayatım ile ilgili kaygılarım, düşüncelerim ve hayallerim var. Sanıyorum, soruya verdiğim cevapta kendimden bahsederken bir özgeçmişten ziyade yazar olarak iç dünyam ve hayata bakışımdan söz etmem ve bu bahsin şiir kitabımın karakteriyle örtüşmesi yazar ve kitabı için daha açıklayıcı oldu.
Kitaplar hayatınıza nasıl girdi, “yazar” olmaya giden yol nasıl başladı ve ilerledi?
Kitaplar aslında her zaman hayatımdaydı diyebilirim ama hiç bir zaman kitap kurdu diyebileceğimiz türden bir insan olmadım. Beni en çok etkileyen sonrasında yazarının ve yazarıyla aynı dönemin romanlarıyla ilgilenmemi sağlayan kitap Tolstoy’un İvan İlyiç’in ölümü kitabı oldu. Tolstoy’un gerek birey gerek toplum psikolojisini tasvirindeki ustalığı ve gerçekçiliği beni en doğru hayat, tarih, kişisel gelişim kitabının romanlar olduğuna inandırdı. Bir şiir kitabı yazmış olmama rağmen itiraf etmem gerekir ki, ben romanlarla şiirlerle geçirdiğimden çok daha fazla vakit geçirdim. Hatta bir sıralama yapmam gerekirse hayatımda sanatla geçirdiğim vakitlerin en yoğun olanı tiyatro sonrasında romanlar sonrasında da şiirle geçti diyebilirim. Peki neden şiir diye sormak isteyebilirsiniz, bu sorunun cevabını Nar şiir kitabını anlatırken çok daha detaylı bir şekilde açıklayacağım.
Yazar olmaya giden yol aslında anlatma isteği, anlattıklarımı kayıt altına alma isteğiyle başladı. Hayatım boyunca kitapta da izlerine rastlayabileceğiniz üzere çok sayıda, şehir, roman, tiyatro sahnesini, müzeyi ziyaret etme fırsatı buldum. Beni ben yapan bu tecrübelerin yaş aldıkça, hayatın rutini içinde önemini kaybettiğini fark ettiğim noktada aslında bir kitap yazma, diğer bir deyişle yazar olma fikri ortaya çıktı diyebilirim.
Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdiniz, yazma süreci nasıl gelişti?
Daha öncede söylediğim gibi yazarlık fikri aslında bana ait olan veya bir dönem ev sahipliği yaptığım düşünceleri, kaygıları, topluma veya insana dair idealleri kayıt altına alma ihtiyacını hissetmemle ortaya çıktı. Çünkü fark ettim ki, ailemin geçimini sağlamak için çalışırken, o yoğunluk ve kaygılar içinde yirmili yaşlarımda şehirden şehre gezen, bir şeyler öğrenme ve derinleşme çabasıyla yaşayan Yunus’u kaybediyorum.
Sonrasında tabi ilk cevaplamam gereken soru nasıl bir kitap yazmam gerektiği oldu. Bu soruya ilk cevabım şiir oldu. Kitabın başında da söylediğim üzere insanların sosyal medya ve yapay zeka uygulamaları ile kuşatıldığı bir noktada, çoğu zaman bir sosyal medya hikayesinden fazlasını bir düşünceye çok gördüğü bir zamanda şiirin en etkin ve etkili araç olduğunu düşündüm. Şiirin zaten meydan okuyan bir yapısı olduğuna inanıyorum. Anadolu’nun en zor zamanlarında Yunus’un Mehmet Akif’in Nazım Hikmet’in düşüncelerinin kendi zamanlarına üstün gelmelerinin aracı olmuştur şiir. Çünkü şiir düşüncenin en öz haliyle anlatımıdır. Ve kuvvetli düşünceler, içinde var oldukları toplumlar her ne kadar okyanus ortasında alabora olmuş bir gemi gibi paramparça olsalar da, fırtına ardından su yüzüne çıkmayı başaran gemi parçaları gibi yeniden bir geminin parçası olacakları umuduyla kıyıya vurmaya çalışırlar. Şiir bu düşüncelerin en etkili saklanma ve yayılma aracıdır. Ahmet Yesevi ile Yunus Emre’nin, coğrafyamızın gönül birliğinin bağıdır şiir. İşte bu sebeplerle bir şiir kitabı yazma fikri ortaya çıktı ve Nar şiir kitabı okuyucusuyla buluştu.

Tabi şiir kitabımı yazmaya başladıktan sonra bazı kaygılarda yaşadım. En yakınımdan en uzağıma şiir denildiği zaman önyargıların kitabın ve hatta şiirin önüne geçtiğini gördüm. Bu durumun üzerine düşündüğüm zaman iki adet kaynak buldum. Günlük hayatta şiiri ve şairi toplumumuz nazarında olması gereken yerden aşağılara iten.
Birincisi hepimizin malumu ‘yağdı yağmur çaktı Şimşek’ ile başlayan dizeler. Diğeri ve daha önemlisi ise kutsal kitabımızda yer alan ‘biz ona şiir öğretmedik zaten bu ona yaraşmazdı da’ mealindeki ayet. Ve üzülerek gördüm ki, şiirin ilahi olmadığının vurgulandığı bu ayetin yanlış yorumlanması toplumumuzda şiire karşı bir önyargının bilincimizdeki kodları haline gelmiş.
Sonrasında ise şiiri küçük gören her türlü düşünceyle mücadelenin gerekliliğinden emin bir şekilde, şiirin bu toplumun yapısına, ruhuna en uygun edebi tür olduğunu ve şiirin günümüzün bireye ve topluma karşı tehditleri karşısında en kuvvetli araç olacağı düşüncesiyle Nar şiir kitabını yazmaya karar verdim.
Kitabın ismi aslında kitabın büyük kısmı yazıldıktan sonra ortaya çıktı. Ortaya çıkan kitaba baktığım zaman aynı bir narın içinde narın içinde bulunan zarlar içinde gruplaşmış nar taneleri misali bölüm başlıkları altında toplanmış şiirler olduğunu gördüğüm zaman kitaba Nar ismini vermeye karar verdim.
Kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz?
Nar şiir kitabı 84 sayfalık içinde 47 adet şiir olan bir kitap. Okuyucusunun çok fazla vaktini almadan çok fazla konuyu önüne sermeye çalışan bir şiir kitabı. En önemlisi sonuç çıkartmak için okuyucusuna ihtiyaç duyan bir beraber düşünme ve sorgulama daveti. Okuyucuların keyifle okuması dileğiyle.
Yazar adaylarına tavsiyeleriniz neler olur?
Yazmak veya herhangi bir şekilde sanatla ilgilenmek önce kişinin kendisini, sonra çevresini ve nihai olarak toplumu güzelleştiren bir eylem. Kitabım yayınlandığından bu yana yeğenlerimin, arkadaşlarımın şiir kitabımla vakit geçirdiklerini görüyorum. Günlük hayatta çoğu zaman konusu ticaret veya ülke gündemi olan sohbetlerin konusunun şiir ve sanat konulu sohbetlere dönüştüğünü görüyorum. Aslında hayatımızın güzelleştiğini görüyorum, bu sebeple yazmayı düşünen herkese söyleyeceğim kendileri ve çevreleri için bir an önce yazmaya başlamaları olacaktır.

Mecmua İstanbul
Son Yazıları Mecmua İstanbul (tüm yazıları)
- Gamze Taşdan’ın “Hoş Vakit” Sergisi - Temmuz 6, 2026
- Prof. Dr. Uğur Batı 20 Şehir, 20 Hikâye, 20 Kimlik - Haziran 15, 2026
- Şennur Üzgen Atölyesinde Surrexpressionism Yolculuğu - Haziran 3, 2026
