SANATTA YARATICILIK ÜZERİNE BEN…
Bütün insanların farklı alanlarda yetenekleri olduğunu düşünürüm, kimi insanların elektronik eşyalara merakı vardır onları bir şekilde yapar bozar, bu merak ile o işle ilgili yeni yeni keşifler yapar, kimi çok iyi ticari zekâya sahiptir normal bir insana göre farklı düşünebilir, kiminin el becerileri çok gelişmiştir örneğin ahşap ile çok iyi işler yapabilir. Kişilerdeki bu yetenek ve yatkınlık uygun ortamlar bulur ise çok farklı yerlere gidebilir.
Bu birazda genetik bir yatkınlık fakat genetik olmadan da bu çok farklı bir şekilde ortaya çıkabilir, sanat ile ilgili böyle kişiler tanıyorum. Sanat ile ilgi sadece resim yeteneği demek değildir, bu çok farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Biz altı kardeşiz ve bütün kardeşlerim iyi resim yapar, yani bir yatkınlığım doğuştan var, bunu ilkokuldan itibaren hissettim.
Fakat yıllar içinde bu sürecimde edindiğim tecrübeyle yetenek ile yaratıcılığın farklı bir konu olduğunu düşünüyorum. Yetenek tek başına yaratıcılık için yeterli değildir. Yetenek daha çok bir el becerisi gibi, yaratıcılık ise eğer uygun bir kişilik yapınız var ise yetenek ve bunun üstüne zamanla ve çok çalıştıkça kendinizi bir biçimde inşa etme, yani sadece çalışarak da mümkün değil bu, o uygun kişilik sizde olmalı. Bu tür üretimleri yaparken aslında malzemeye değil kendimize şekil veririz.
Ben kendimdeki yaratıcı yönümü yıllar içinde fark ettim, bunun da yaşamımdaki çok farklı alanlar ile ilgili olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Birde her şeye farklı bakan, çabuk fark eden ve sürekli gördüğüm her şeyi kendi işimde nasıl kullanabilirim diyen bir gözüm var, yaptığımız işte bu çok önemli, görsel zekâm iyi gelişmiş, birde pratik zekâm iyidir, ilgisizmiş gibi görünen bağları çok çabuk kurabiliyorum.
Şöyle ki beni harekete geçiren ve üretmemi sağlayan nedenler şöyle gelişiyor. Bu herhangi bir şey olabilir ayrıca onları hiç aramam onlar günlük yaşamın içinde her yerde vardır ve karşıma çıkarlar, yani onları siz görmelisiniz. Bu bir nesne, görüntü, bir film karesi, bir TV haberi, bir renk, bir malzeme, bir insan, duvardaki bir çizgi, bir afiş… Her şey olabilir. Ben bana dokunan, ilgimi çeken o şeyi gördüm mü anında bir roman kurgusu, film kurgusu yapar gibi çok kısa bir zaman diliminde çekirdek fikri oradan alır ve belli bir zaman dilimi o fikir ile birlikte olurum.
Gün içinde ne yaparsam yapayım o hep kafamın içindedir kafamın bir kısmı hep onunla ilgilidir, kendimce okumalar yaparım ve öncelikle bu konu ile ilgili sürekli farklı ve daha etkili olabilecek her şeyi araştırır ve düşünürüm. Bu konuda sevdiğim bir söz vardır Corbusuer şöyle der; ‘’Yaratıcılık sabırlı bir araştırmadır’’ Sanat tarihinde bu tür sanatçıların benzer sözlerini hep iyi izleyip çıkarımlar yapmışımdır. Sıra üretim aşamasına gelince her yönü ile düşündüğüm o şeye uygun malzemeler ile denemeler yaparım, bu aşamada çalıştıkça kendimce yeni yeni keşifler yapar, metotlar geliştiririm. Üretirken bu konu ile ilgili kafamda belli belirsiz düşünceler vardır, yani şunu yapacağım, bunu yapacağım vs. diye bir hedef koymam her şey o işle ilgili bir şeyler yaptıkça değişir, yenilenir ve yaptıkça ben yeni hiç bilmediğim keşifler yaparım, beni tetikleyen şeyde bu bilmediğim ve yeni öğrendiğim şeylerdir. Bazen bu yeni keşiflerimi eski bildiklerim ile birleştirir ve farklı bir yeniye ulaşırım. Sürecimin en başından beri bilmediğim her şey beni tetikler, hep böyle yapsam nasıl olur, şu da buna dâhil olsa ortaya ne çıkar diye sürekli düşünerek denemeler yaparım. Bildiklerimi yapmaktansa beni merak ettiren işleri severim, beni bu kadar üretken yapanda bu çocukça keşif isteğidir aslında.
Çalışırken başka birisi olurum, sanki yanımda benimle birlikte birisi daha çalışır, eğer yaptığım işle iyi bir bağ kurmuşsam o konsantre hali yok olana kadar çalışırım ve bu süre o anki şartlara göre değişir. Eğer koşullar uygunsa aralıksız bir kaç saat çalışabilirim ve o anı çok hatırlamam, yani bir bilinç durumu yoktur ve asla şu olur mu, bu olur mu demem ve çok cesurca hareket ederim, hata yapmaktan hiç çekinmem, bu hali yakaladığım da sonuç genellikle iyi olur.
Yaptığım kısa ya da uzun soluklu bütün işlerimde belirli bir süre onlarla birlikte yaşar ve düşünürüm, bu süreç ne kadar iyi olursa bütün bunları dışlaştırma süreci de o kadar iyi olur, ben bir dolmakalem gibi dolar ve sonra boşalırım.”
——————————————————————————
1990 yılında resim yapmaya başladıktan sonra yıllar içinde kendimce bir felsefem oluştu, ben ta en başından beri hep bilmediğim şeyleri yapmaya uğraştım ve bu benim sanat anlayışımın temeli. Bu yüzdende çok farklı yöntem ve malzemeler ile işler yaptım, tek bir yönteme bağlı olmak bana göre değildi. Bu tavrım yüzünden hiçbir zaman tek bir üsluba ya da malzemeye bağlı kalmadım, yapmak istediğim ne ise her zaman içsel isteğime uygun formu ve malzemeyi buldum. Her türlü malzeme ile çalışmamın tek nedeni sadece yaşam… Ben sanat ile ilgili üretmeye başladığım ilk günlerden bu güne kadar ne bulabildiysem onunla ilgili ürettim. Yani bu nedir bununla ne yapılabilir diye hiç düşünmedim sadece oraya odaklanıp ürettim bu basit bir kağıt, karton parçası bile olsa ona dünyanın en iyi malzemesiymiş gibi davrandım ve onunla bir oldum ve el ele verdim.
Kullanabileceğim her türlü malzeme ile işler yaptım, ilk yıllarımdan sonra 2000 yılı başlarında atölyede malzeme sıkıntısı nedeniyle duyduğum ve merak edip araştırarak kendi kendime boya yerine kullanmak için duvarlardan kopardığım afişler ile kolaj yapmaya başladım. Burada benim mantığım olmayan boya yerine uygun renkli afişleri kullanmaktı ve yıllar içinde bunu çok geliştirdim. İleriki süreçlerimde pancar suyu, çeşitli bitki ve yapraklar, gazyağı, mor dut suyu, zift, peçete gibi malzemeler ile işler yaptım.
2017 Yılında açacağım bir sergimde ( KAFACA… 2017 ) sergi mekanında ki 4 adet heykel kaidesi boş kalmasın diye atık malzemelerden heykel ve mask yapmaya başladım.
Malzeme benim için sadece bir araç gerisi bana kalmış, tabi ki bütün bildiklerinizin üzerine çok gelişmiş bir merak ve hayal gücü. Ayrıca geçmiş yaşamımdan kaynaklanan çok farklı alanlardan beslenmem. Şöyle ki çocukluğum apayrı çünkü çok hareketli meraklı bir çocuktum gençlik yıllarımda da muhasebecilik, fabrika işçiliği, özel sektörde planlama öğretmenlik, profesyonel futbolculuk, reklamcılık ile uğraştım. Yapımdan kaynaklanan çok katmanlı bir yaratım süreci, ilgisizmiş gibi görünen şeyleri bir biri ile doğru yerde buluşturuyorum bence bu sanat için çok önemli bir kavram ve bu sınırsız. Her dönemimde sürecime bir şeyler kattım hiçbir zaman alışkanlıklarım olmadı, her dönemim yeni bir doğuş ve kaynak oldu benim için. Bir şeyler yaparken bu arada ilerisi için hazırlıklar yaptım bu hiç bitmeyen bir serüven gibi yaratma ve üretme süreci hep birbirini tetikledi…
Sanat serüvenimin en başından beri seriler halinde çalıştım belli bir yere odaklanıp işler ürettim bu arada yeni arayışlara girdim ve belli dönem yaptıklarımı her türlü hesaplaşma ile bir yerde kapattım ama bazıları hala sürüyor. Şimdiye kadar bitirdiğim serilerim şunlar. KA.SERİSİ, SOSYOMATİK, ALANLAR, ÇİZGİLER, T SERİSİ, KEPENKLER…, TIME BENİ SEWİYOR, SESLERİ ALAN : MARKO BUDURİS, BİR PORTRE, SAÇMAZKİZLER, KAYBOLMA ALANLARI ve SON yedi yıldır çalıştığım KA. CA HEYKEL ve MASKLAR… Bunların bazıları henüz sergilenmedi.
2013 yılında bilgisayarda paint sayfasında birden bire yapmaya başladığım ve bugüne kadar devam eden X’LER başlıklı işlerim ise hala devam ediyor.
Birdenbire yapmaya başladığım ve neden yaptığımı bilmediğim ve yaparken hiç zorlanmadığım kendiliğinden çıkan işlerim, o yüzden ben onlara kendi bilinmezliklerim adına X’LER adını verdim. 2013 den bu güne kadar paint sayfasında yada kağıt, karton tuval vs. ile binden fazla çalışma oldu.
Düşününce bu işlerim benim ilk yıllarımda çalıştığım ÇİZGİLER, ALANLAR ve SOSYOMATİK başlıklı işlerimin bir sentezi diye düşünüyorum ve bu işlerim hala farklı malzeme ve teknikler ile devam ediyor.
Turhan KA. Nisan 2025





TURHAN KA.
Asıl adı Turhan Karayağmurlar, 1959 yılında İnegöl de doğdu. 1985 yılında İzmir’de reklam sektöründe çalışmaya başladı, 2001 yılından itibaren işlerini Turhan KA. olarak imzalıyor. 1990 yılında çalıştığı reklam atölyesinde kendi çabasıyla resim yapmaya başladı ve hiç ara vermeden devam ediyor. Resim eğitimi almadı öğrendiği her şeyi çalışarak, araştırarak deneyerek, yaparak öğrendi.
Dönemsel olarak seriler halinde çalışıyor, son beş yıldır ağırlıklı olarak 2017 yılında bir tesadüf sonucu yapmaya başladığı heykel ve maskları üretiyor. Resme çok katkısı olduğunu düşündüğü için fotoğraf ile ilgileniyor, aynı zamanda özellikle son yıllarda video çekiyor. You tube de kendi işlerinin, sergilerinin, görsel medyada tv,lerde çıkan haberlerinin, şiirlerinin olduğu Turhan KA. ismiyle bir kanalı var.
Mecmua İstanbul haber ve medya sitesinde kendi deneyimlerinden oluşan sanat yazıları yazıyor. Karma ve grup sergilerine katıldı kişisel sergiler açtı. Resmi,özel koleksiyonlarda ve TÜRVAK Sinema Tiyatro Müzesi, İzmir Kağıt ve kitap sanatları müzesi daimi koleksiyonunda eserleri bulunuyor.
2008 yılında gelen bir teklifle İstanbul Sürmeli otel ve Vakıfbank Ayvalık sosyal tesisleri odalarına resimler hazırladı.BRHD üyesi, resim ve farklı çalışmalarını İzmir de sürdürüyor. Her türlü malzemeyi kullanan bilinen yerleşik kurallardan, sınırlardan hoşlanmayan Turhan KA. Kendi sanat anlayışını şöyle tanımlıyor.
”Benim sanatım hiç bilmediğim fakat bulmak için inatla uğraştığım bir yer”
Son Yazıları Turhan KA (tüm yazıları)
- PLASTİK SANATLAR MANİFESTOSU - Ocak 19, 2026
- BAŞARILI HER İŞ, KENDİNİ YENİLEYEN DOĞRU BİR KARIŞIMDIR - Aralık 19, 2025
- Atık Malzemeler ile 8 Yıllık Heykel ve Mask Dönemim - Temmuz 29, 2025