SESLERİ ALAN : MARKO BUDURİS Sinema Emekçilerine İthafen

SESLERİ ALAN : MARKO BUDURİS (Sinema Emekçilerine İthafen)

Size Marko Buduris kimdir diye sorsam ?…

“Marko Buduris mi o da kim acaba?” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Çocukluğumda mahallemizde yazlık bir açık hava sineması vardı; yaz akşamları mahallenin bütün çocukları dışarıda oynardık. Sinemadan gelen film sesleri bütün mahalleyi kaplardı bazen duvardan atlayıp kaçak olarak, bazen de büyüklerimizle sinemaya giderdik. Televizyonun henüz yaygın olmadığı zamanlar tahta sandalyelerde oturan hemen herkes çekirdek çitler, kovalarda buzların içinde satılan gazozlardan içerdi. Sohbetler edilir, sonra ışıklar söner, film başlardı. Beyaz perdede yazılar akmaya başlayınca bir isim hep dikkatimi çekerdi, Sesleri Alan: MARKO BUDURİS…

Aradan uzun yıllar geçti; MARKO BUDURİS’i hiç görmedim, fakat unutmadım da bu isim aklımdan hiç çıkmadı. Araştırmama rağmen kendisi hakkında çok da bir bilgiye ulaşamadım. Bu resimleri, MARKO BUDURİS’in şahsında o güzelim filmlerde emeği geçen, adları afişlerde yer almayan, çoğumuzun tanımadığı, bilmediği sinema emekçilerine ithaf ediyorum.

Dikkatli izleyiciler aynı zamanda resimlerde sinema afişleri, duvarlar ve yazılarla birlikte 1950 sonrası Türkiye’ sinden günümüze kadar gelen süreçte toplumu derinden etkileyen olaylardan kesitleri bulacaklar. diye yazmışım… sergi için hazırladığım yazıda.

“Evet, SESLERİ ALAN : MARKO BUDURİS…

Kocaman bir atölye, yıl 2007 mesleğim reklamcılık hem geçinmek için çalışıyorum hemde aynı zamanda atölyede resim vs. yapıyorum, beni tanıyanlar bilir ben resme reklam atölyesinde başladım. Neyse tanıdık bir dostum çalıştırdığı video marketi işleri iyi gitmediği için kapatıp başka bir iş yapacağını ve yeni bir tabela yaptırmak istediğini söyledi. Ölçü almak için yanına gittim işlerimizi hallettik giderken “abi bunlar senin işine yarar şunlara bir bak yoksa çöpe atacağım” dedi ve dolaptan büyük boy eski film afişleri çıkardı. Afişleri büyük bir sevinçle aldım ve atölyeye getirdim.  O ara bir mimarlık firması için bir tatil köyüne resimler yapmam teklif edildi, tamam yaparım ama şunu yap falan derseniz yapmam dedim sana bırakıyoruz ne istersen yap dediler ve büyük boy tuvalleri getirip atölyeye bıraktılar. Tuvalleri yere koyup üzerine büyük badana fırçaları ile resimler yaptım bitenleri gelip alıyorlar sonra bu kadar resim yeter artık diye aradılar “elimde daha tuval var bunları ne yapayım” dedim senin olsun resim yaparsın dediler. Kolaj çok sevdiğim bir teknik 2000 li yılların başında atölyede boyam olmadığı zamanlar boya yerine sağdan soldan bulduğum afişlerle resimler yapmaya başladım ve yıllar içinde bu işi çok geliştirmiştim. Atölyede 12 adet boş tuval ve arkadaşımdan aldığım film afişleri vardı…İşte o zaman aklıma düştü Marko Buduris çocukluğumdan beri hep aklımın bir köşesinde olan isim ve daha işlere başlarken sergimin adı belliydi ; SESLERİ ALAN : MARKO BUDURİS…

Sonra bu resimleri yapmaya başladım yaptıkça hem çocukluk heyecanım hemde o resimlerin içinde o günleri düşünmek çok keyifliydi. İzmir de gidebildiğim her yere baktım eski film afişleri aradım duvarlardan afişler kopardım, yollardan ilanlar topladım, sahaflardan eski resimler buldum. Resimleri yaptıkça adeta o günlere gidiyordum hem açık hava sinema günleri hemde çocukluğumdan günümüze kadar yaşadığımız olaylar. Gençlik hareketleri, darbeler, sokak cinayetleri grevler olaylar, olaylar.

SESLERİ ALAN MARKO BUDURİS resimlerim sanat yaşamımda bir kaç defa yaptığım ve bana kendimi iyi hissettiren güzel hareketlerden, bunun nedeni belki de insanların gittikçe unuttuğu vefa duygusu… Sanki toplum olarak bir şeyleri eksik yapmışız da ben kendi adıma kendimce bunu telafi etmeye çalışıyordum.

Yeşilçam filmlerinde emeği geçen ama kimsenin tanımadığı insanlar, hiç bir şey anlamadan kendini olayların içinde bulup yaşamları kararan yaşamlarını yitiren gençler. Yaşasalar bu ülke için çok önemli işler yapacak olan gençler, gazeteciler, sendikacılar, kadınlar, işçiler kısaca bu ülkenin yitip giden güzel insanları bu resimleri Marko’ nun şahsında hepsi için yaptım…

Tam 2.5 yıl uğraştım bu resimler için ama geriye dönüp bakınca iyiki de yapmışım ilk olarak İzmir de Ege üniversitesi 50. yıl köşkünde sergilendi sonra sergi kataloğunu görünce bu kataloğu Türker İnanoğlu,na götürmek lazım deyip kataloğu alan sevgili Orhan Karadoğan bir akademisyen vasıtasıyla Türvak müzesine giden katalog ve sonrasında Türker İnanoğlu sponsorluğunda Türvak müzesindeki sergi. Esas olay aslında sergi haberinin gazetede çıkmasıyla başladı. İstanbul da sergi açılışını yapıp İzmir’e döndüm pazartesi atölyede bilgisayarımı açıp sosyal medyaya bakınca bir arkadaşlık isteği gördüm isim yunancaydı ve bir şeyler hissetmiştim aslında. Hürriyet gazetesinde Atina baskısında çıkan sergi ile ilgili haberlerden sonra ismimi görüp araştırıp beni arayıp bulan ve facebookdan mesaj yazıp, ”bu sergiyi açan siz iseniz telefonunuzu yazarmısınız” deyip sonrada Yunanistandan telefonla beni arayan Marko’unun kızı ve sevgili eşi telefon konuşmalarımız, gözyaşları ve Hrisulan annenin unutamadığım sözleri  “Böyle okşuyordum Turhan’ın resmini. ”Yavrimu, yavrimu neler yaptın Marko için sen” dedim. Allah’tan ki Yota yanımdaydı. Bir ara gittim geldim.” Türk sinemasında yıllarca çalışan binden fazla filmi seslendiren ve unutulan gerçek bir İstanbul beyefendisi ve sinema emekçisi Marko…

Marko yaşamını yitirir ve 80 darbesi ile ülkeden ayrılır Marko’nun ailesi…  Sevgili eşi ve kızı tam 31 yıl sonra sergi için İstanbul’a geldiler ve bu sergi sayesinde tam 30 yıl görüşmeyen birbirini kaybeden onlarca insanın buluşması kavuşması. Sanat ne işe yarar sorusuna güzel bir cevap oldu bu resimler, bir çocuğun hayal dünyası iki yakadaki birbirine hasret insanları buluşturdu. Ne yazık ki Marko’nun sevgili eşini geçtiğimiz yıllarda kaybettik Marko ve çok sevdiği eşi artık buluştular. Bir dönem ülkemizde insanların yaşamında çok önemli bir yeri olan Yeşilçam sinemasına, sinema  emekçilerine ve Markoya selam olsun.

TURHAN KA.

The following two tabs change content below.
TURHAN KA. Asıl adı Turhan Karayağmurlar, 1959 yılında İnegöl’de doğdu. 1985 yılında İzmir’de reklam sektöründe çalışmaya başladı. 1990 yılında çalıştığı reklam atölyesinde kendi çabasıyla resim yapmaya başladı ve hiç ara vermeden devam ediyor. Resim eğitimi almadı öğrendiği her şeyi çalışarak, araştırarak deneyerek, yaparak öğrendi. 2001 yılından itibaren işlerini Turhan KA. olarak imzalıyor. Dönemsel olarak seriler halinde çalışıyor, son 5 yıldır ağırlıklı olarak 2017 yılında bir tesadüf sonucu atık malzemelerden yapmaya başladığı heykel ve maskları üretiyor. Resme katkısı olduğunu düşündüğü için fotoğraf ile ilgileniyor, özellikle son yıllarda video çekiyor. You tube de kendi işlerinin olduğu bir kanalı var. Mecmua İstanbul haber ve medya sitesinde kendi deneyimlerinden oluşan sanat yazıları yazıyor. Karma ve grup sergilerine katıldı kişisel sergiler açtı. Resmi, özel ve müze koleksiyonlarında eserleri bulunuyor. 2008 yılında gelen bir teklifle İstanbul Sürmeli otel ve Vakıfbank Ayvalık sosyal tesisleri odalarına resimler hazırladı. BRHD üyesi resim ve farklı çalışmalarını İzmir’de sürdürüyor. Her türlü malzemeyi kullanan, bilinen yerleşik kurallardan, sınırlardan hoşlanmayan Turhan KA. kendi sanat anlayışını şöyle tanımlıyor. ''Benim sanatım hiç bilmediğim fakat bulmak için inatla uğraştığım bir yer''
BU SAYFAYI PAYLAŞ

.